Teknokrat ve Bürokrat Özal
Devlet Hizmetinde İlk Durak
Yıl 1950.
Türkiye’de gerçek bir halk ihtilali olmuş, tek partili rejim tarihe karışmıştır. Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü tarafından 1946 yılında kurulan Demokrat Parti, halkın büyük çoğunluğunun oyu ile iktidara gelmiştir. Artık söz milletindir.
Bütün yurtta demokrasi ve sevinç rüzgârları esmektedir. Bu sevinç rüzgârına katılanlardan biri de Turgut Özal’dır. Özal, kardeşleri Korkut ve Yusuf, kurulduğu günden itibaren Demokrat Parti’ye büyük sempati duyarlar. Bu dinsel duyguları güçlü, milliyetçi ve muhafazakâr, fakat bir o kadar da batılı modern düşünce yapısına sahip üç genç, Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasını, Doğu’nun geleneksel değerleriyle Batı’nın çağdaş değerlerinin sentezinde görür. Bunun ilk şartı, Müslüman ve laik bir Asya ülkesi olan Türkiye’nin, aynı zamanda Batılı, modern ve demokrat bir ülke olmasıdır.
Bunları Demokrat Parti’nin gerçekleştirebileceğine inanan ve bu nedenle bu partiye sempati duyan Turgut Özal, aynı yıl üniversiteyi bitirir. Burslu okuduğu için devlete zorunlu hizmet vermesi gerekir. O yıllarda bir elektrik yüksek mühendisinin devlet kapısında iş bulabileceği tek yer, Ankara’dır. Kalkıp Ankara’ya gider.
Önünde büyük ufuklar açacak ve sonunda onu doruğa çıkaracak devlet hizmetinin ilk durağı Elektrik İşleri Etüd İdaresi (EİEİ)’dir. EİEİ o yıllarda Ankara’nın en gözde kurumlarından biridir. Kurumun başında çok değerli bir teknokrat ve yönetici olan İbrahim Deriner vardır.
EÎEİ’nin merkezi, Ankara’da Ziya Gökalp Caddesi ile Adakale sokağının kesiştiği köşedeki küçük ve mütevazı binadır. Bunun tamamı EİEİ’ye ait değildir. Bazı katlarında aileler oturmaktadır.
Turgut Özal, bu mütevazı binada çalışan genç mühendislerden biridir. Pratik zekası ve işine bağlılığı ile hemen dikkat çeker. Artık ülkenin ekonomik sorunlarıyla da ilgilenmeye başlamıştır. Emekli Büyükelçi Semih Günver, o günlerin Turgut Özal’ını şöyle anlatır :
“Turgut Özal’ı otuzbeş yıl önce tanımıştım. Sanıyorum otuz yaşındaydı. Menderes hükümeti, Paris’te Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’na iktisadi istikrar programını sunmuş, devalüasyona gidileceğini ihsas ve yatırımlarını bir plan dahilinde gerçekleştireceğini vaat etmiş ve 350 milyon dolara yakın bir yardım sağlamıştı. 1958 sonbaharında Paris dönüşü Ankara’da Elektrik Etüd İdaresi Genel Müdürü İbrahim Deriner’in emrinde iki yıllık bir Devlet Yatırım Planı’nı hazırlamak görevi ile bir çalışma grubu kurulması kararlaştırılmış ve genç bir ekip vazifeye çağrılmıştı. Bu ekip, Devlet Planlama Teşkilatı’nın nüvesi olacaktı. Turgut Özal, görevlendirilen gençlerden biriydi. Devlet memuru olarak ülkenin ekonomik sorunları üzerine eğilmeye o tarihte başlamıştı. Adnan Menderes hükümetinin bir memuru olmaktan gurur duyuyordu. Teşkilat, Dışişleri Bakanlığı’na bağlıydı. Fatin Rüştü Zorlu planlamadan da sorumlu bakandı. Turgut Özal, bürokraside ilk adımlarını başarı ile bu kuruluşta attı ve 1960′tan sonra kurulan Devlet Planlama Teşkilatı’na geçti.”(1)
Turgut Özal’ın EİEİ’e girdiği 1950 yılında, Süleyman Demirel de aynı kuruluşta çalışmaktadır. Özal’ın, yaşça büyük olduğu için “abi” diye hitap ettiği Demirel de üniversite öğrenimini devlet bursuyla tamamladığı için zorunlu hizmeti vardır ve bir süre sonra Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’ne “Barajlar Dairesi Başkanı” olarak geçecektir. Özal ise, 1965 yılına kadar EİEİ’nde çalışır. Ayrıca, 1957′de DSİ Genel Müdürü olan Demirel’in danışmanlığa getirdiği 1958-1959 yıllarında, zamanın hükümetince kurulan Planlama Komisyonu’nun sekreteryasını da yürütmeye başlar.
Özal, artık çalışmakta ve para kazanmaktadır. Yoksulluğa ve parasızlığa karşı verdiği savaşın ilk raundunu kazanmıştır. Henüz tam değilse bile, mutlu sayılır. Kaderinin ona nasıl inişli çıkışlı, zorlu ve ışıklı bir yol çizmekte olduğunun acaba farkında mıdır? Sanmıyoruz. Fazla ihtiraslı değildir. Şimdilik, çözmek zorunda kaldığı büyük bir sorunla karşı karşıya kalmamış, büyük projelerin içine girmemiştir. Buraya nasıl geldiğini, buraya gelinceye kadar çektiği sıkıntıları da unutmamıştır.
Popularity: 90% [?]