Komutanlar Özal ‘ı Hayranlıkla Dinliyor

Başbakanlık Müsteşarı ve DPT Müsteşar Vekili Turgut Özal, Demirel’e de sürekli danışarak, bir yandan ekonomik istikrar programı hazırlamakta, bir yandan da IMF, OECD ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlarla yoğun temaslar yaparak kredi bulmaya çalışmaktadır. O tarihte Türkiye’nin sadece petrol faturasının ayda 250 milyon dolar tuttuğu, buna karşılık Merkez Bankası’ndaki döviz miktarının hiçbir zaman 50  milyon doları geçmediği düşünülürse, Özal’ın işinin ne kadar güç olduğu daha iyi anlaşılır. Türkiye dış borç taksitlerini ödeyememekte, hiçbir döviz transferi yapamamakta ve dış kredi de bulamamaktadır. Devlet tam anlamıyla iflasın eşiğine gelmiştir.

Özal, ekonomik istikrar tedbirleri paketini hazırlarken ve uluslararası kuruluşlarla temaslarını sürdürürken, birlikte çalışacağı kadroyu da oluşturmaya başlar. İlk günlerde yanında sadece Kaya Erdem’le Tevfik Altınok [Devamını Oku] »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Büyük Dönüşümün İlk Adımı

Başbakan Demirel, AP azınlık hükümetinin güvenoyu aldığı ve aynı günün gecesi Turgut Özal’la görüştüğü 25 Kasım 1979 Pazar günü, geç saatte yatağa girdikten sonra, uzun süre düşünür. Özal’la otuz yıla yaklaşan arkadaşlıkları vardır.Onun pratik zekasına ve çözüm yöntemlerine hep güvenmiştir. Kendisine verdiği rapordaki çözüm önerilerine aklı yatar. Aslında, birlikte çalışmaya başladıkları tarihten itibaren, çoğu konuda Özal’la aynı görüşte olduklarının farkındadır. Üstelik onun, Nisan ayında Aydınlar Ocağı’nın Ankara Dedeman Oteli’nde düzenlediği sempozyumda sunduğu “Türkiye için yeni model” başlıklı tebliğini de dinlemiştir. O tebliğde, “Serbest kambiyo rejimi”, “ithalatın ve ihracatın liberalleştirilmesi”, “ihracat seferberliği”, “Konvertibiliteye geçiş”, “Toplu konut”, “Serbest faiz ve serbest fiyat” gibi kavramlar savunulmuş, “Türkiye’nin dünya ekonomisine entegre edilmesi”nin gereği vurgulanmıştır.
Demirel kararını verir. Ekonominin dümenini Özal’a teslim edecektir. “Bu işi ancak Turgut’la birlikte [Devamını Oku] »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Özal, Çıkış Yollarını Gösteriyor

Turgut Özal, “Ekonomiyi düzenleme tedbirleri” başlığı  altında, çözümü gereken meseleleri Başbakan’a şöyle özetlemektedir :

-Enflasyonun azaltılması,

-Döviz gelirlerinin artırılması,

-Mevcut tesislerin tam kapasitede çalışır hale getirilmesi,

-Süratle ihracata yönelme,

-Karaborsanın ve yoklukların giderilmesi,

-Yatırımların, istihdamı artıracak tarzda yeniden hızlandırılması,

-Gelir dağılımı düzeltilerek, kaybolmakta olan orta gelir grubunun genişletilmesi.

Özal, raporunda, “Bu mesellerin kötüleşen dünya ve özellikle Ortadoğu şartlarında çözülebilmesi [Devamını Oku] »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Türk Ekonomisi Darboğazda

1970′li yılların ikinci yarısında, Türk ekonomisi Cumhuriyet  tarihinin en ağır bunalımına girer. Değişen dünya konjonktürüne uyum sağlayacak tedbirlerin zamanında alınmaması, döviz kaynaklarının erimesine ve ödemeler dengesinde ciddi sorunların ortaya çıkmasına yol açar.

Ekonomi, 1979 yılında artık. durma noktasına gelmiştir. Yokluklar, kıtlıklar ve kuyruklar başlamış, çift fiyat almış yürümüştür. Mazot bulunamadığı için çiftçi traktörünü çalıştıramaz. Fuel-Oil ve kömür yokluğundan kış mevsiminde sobalar ve kaloriferler yanmaz. Benzin istasyonları önünde uzun araba kuyrukları oluşur. Nebati yağ, ampul, tüpgaz, sigara ve daha birçok temel ürün yoklara karışmıştır. Dış ödemeler tamamen çıkmaza girmiştir. Hatta dış temsilciliklerde çalışanlara maaşları bile gönderilemez. Herkes mala ve gayrimenkule hücum etmektedir. Merkez Bankası devreden çıkmış, döviz borsasına Tahtakale hakim olmuştur.

Piyasadaki yoklukların, çift fiyatların, döviz darboğazının ve yüzde 100′lük enflasyonun yaşandığı, dış kredi için kapı kapı dolaşıldığı, ekonominin ve halkın dayanma gücünün bitmekte olduğu 1979 sonlarında, Cumhuriyet senatosu kısmi yenileme ve milletvekili ara seçimi yapılır. İktidardaki CHP, 14 Ekim 1979 seçiminden yenilgiyle çıkınca, Bülent Ecevit Başbakanlıktan istifa etmek zorunda kalır. AP azınlık hükümeti kurulur.

Başbakan Süleyman Demirel, ülkeyi içine düştüğü ekonomik darboğazdan çıkarmanın çarelerini arar. Başarılı olabilmesi için, iş bilen, becerikli ve yetenekli insanlara ihtiyacı vardır.

Olağanüstü durumlarda, olağanüstü insanlar ortaya çıkar.

1971 yılından beri devlet hizmetinden uzak olan Turgut Özal, ülkenin içinde bulunduğu o güç koşullarda birden bire sahneye çıkacaktır.

İstanbul’dan hemen Ankara’ya gider. Bu gidişin kendisini nereye kadar götüreceğini elbette bilemez. Başbakanlık Müsteşarlığından Başbakan Yardımcılığına, oradan Başbakanlığa ve nihayet Cumhurbaşkanlığına uzanan yolun bu gidişle başlayacağım o günlerde tahmin etmesine imkan yoktur.

Ama, dediğimiz gibi, o, kendine güvenen insandır. Mütevazi ama iddialıdır. Karşılaşacağı sürprizler onu asla şaşırtmayacaktır.

Demirel hükümeti 25 Kasım 1979 Pazar günü güvenoyu alır. Ankara’ya, Başbakan Demirel’i kutlamaya gelen Özal’ın çantasında bir de rapor vardır. Seçim sonuçlarıyla ilgili tahlilleri, ekonomik sorunlara ilişkin görüş ve önerileri içeren rapor…

İki dost, Başbakan’ın Güniz Sokak’taki evinde karşılıklı otururlar. Ekonomik durumu, Meclis çoğunluğuna dayanmayan bir azınlık hükümetinin bu işin üstesinden nasıl geleceğini konuşur, durum tesbiti yaparlar. Özal’a göre, durum çok kritiktir ve ciddi önlemler alınmalıdır. Demirel de ayın görüştedir ancak, öncelikle yoklukların ortadan kaldırılmasına bir çare bulunmasından yanadır. Özal’a birlikte çalışmayı ve Merkez Bankası Başkanlığı’na önerir. Özal ise, ekonomik konularla ilgili bürokrasinin 1970 operasyonunda olduğu gibi bir tek kişinin kumandasında toplanmasını; Maliye, Ticaret Bakanlığı, Planlama ve Merkez Bankası’nın mümkün olduğu kadar tek elden yönlendirilmesi gerektiğini anlatır.

Demirel’in bu kez önerisi DPT Müsteşarlığı olur. Özal, daha yetkili görev istemektedir. İstediği makam Başbakanlık Müsteşarlığı’dır. Ayrıca Planlama Müsteşar Vekili de olmalı, böylece ekonomi ile ilgili bürokrasinin kendisi tarafından, yani tek elden yönlendirilmesi sağlanmalıdır.

Demirel, “yarına kadar düşüneyim” der. Başbakan, geç saatte Güniz sokaktan ayrılan Özal’ın kendisine bıraktığı raporu gözden geçirir. Raporda, “Seçim sonuçlarının özet tahlili”, “Seçim sonrası AP stratejisi üzerine düşünceler”, “Ana problemler ve çözümü hakkında düşünceler” başlıkları altında tahliller yapılmış, önerilerde bulunulmuştur. Ana problemler, anarşi, enflasyon, döviz durumu, ekonomik karar bütünlüğünün sağlanması ve kalkınmanın harekete geçirilmesi, petrol, elektrik enerjisi, vergiler, devlette aşın istihdamın önlenmesi ve yönetiminde etkinliğin sağlanması, Kamu İktisadi Teşebbüsleri ‘nin aşın zararları, toplu sözleşmeler ve sendikal meseleler olarak sıralanmıştır.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Aydınlar Ocağı’ndaki Ünlü Konuşma

Turgut Özal’ın, Nisan 1979′da Aydınlar Ocağı’nın Ankara’da düzenlediği bir toplantıda yaptığı konuşma, geleceğe yönelik ilk siyasi mesajı vermesi ve daha önce parça parça verdiği mesajları artık tamamlamış olması bakımından, önemlidir. Özal, kafasındaki ekonomik modeli ve yapılması gereken (daha doğrusu yapmayı tasarladığı) reformları o konuşmada açıklar.

Toplantıyı ve Özal’ın o toplantıda yaptığı konuşmayı, gazeteci Taha Akyol’dan dinleyelim :

“Turgut Özal, Aydınlar Ocağı’nın bir seminerinde konuşuyordu. Özal’ın o zamanlar Aydınlar Ocağı ile yakın teması vardı. Milli Kültür Vakfı’nın sürükleyici isimlerinden biriydi. Aydınlar Ocağı, ‘Türkiye’nin sosyo-kültürel ve ekonomik meseleleri’ diye bir seminer düzenlemiş, ekonominin anlatılmasını Özal’ dan rica etmiştir.

28-29 Nisan günleri Ankara Dedeman Oteli’nin giriş katındaki büyük salonda” sağın hemen bütün ağır topları ve Pazar günü öğleden sonra Özal konuşacaktı.

Ben de dinleyiciler arasında Prof. Şaban Karataş’ la beraberdim.

Özal’ ı ilk defa görüyordum. Bende mütevazi ama iddialı bir adam intibaı bırakmıştı. Salona girerken [Devamını Oku] »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Demirel’e Reform Önerisi

“Biz ne zaman ödemeler dengesini düzeltsek, birileri gelip yararlanıyor.”

Bu söz Turgut Özal’ındır.
Özal’ın önemli rol oynadığı 1970 yılı para operasyonu ve ekonomik tedbirler paketiyle, ödemeler dengesi düzeltilip, ekonomi tam rayına sokulmuşken, 12 Mart 1971′de askerler bir kez daha çıkagelir.
Komutanların muhtıra vermesi üzerine Demirel hükümeti istifa etmiş, Özal da DPT Müsteşarlığından ayrılmıştır. Düzeltilen ödemeler dengesinden başkaları yararlanacaktır.
Özal, daha önce birkaç kez gittiği Amerika’da çevre ve bazı dostlar edinmiştir. Burada işi hazırdır. Amerika’ya gider ve Dünya Bankası’nda çalışmaya başlar.

Artık mükemmel bir ekonomist olan Özal, serbest ticaretin, rantabl yatırımların, büyük projelerin, rekabetin, kalite ve standart arayışının gereğine o dönemde iyice inanır. 12 Mart 1971′de iktidardan uzaklaştırılan AP Genel Başkanı ve eski başbakan Süleyman Demirel’e Amerika’dan bir mektup gönderir. Ekonomi ile ilgili görüş ve önerilerini ayrıntılı şekilde anlatır. Ekonominin liberalleştirilmesi ve serbest piyasa eko     nomisine geçilmesi, bunun için radikal reformlar yapılması, yapısal değişikliğe gidilmesi, KiT’lerin özelleştirilmesi [Devamını Oku] »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Bürokrasinin Zirvesinde

Turgut Özal, 1952 yılında gönderildiği ABD’den, mühendislik ekonomisi alanında çok şey öğrenerek ve İngilizcesini ilerleterek, 1953 yılında Türkiye’ye döndükten sonra, EİEİ’de çalışmaya devam eder ve Genel Müdür Teknik Müşaviri olur.
1955 yılından itibaren Süleyman Demirel’le dostluğunu ilerletmeye başlar. O yıllarda Demirel de, Özal da Ankara’da Güniz Sokak’ta oturmaktadır. Karşılıklı aile ziyaretlerine başlarlar. Ev ziyaretleri, Demirel’le Özal ve Nazmiye Hanım’la Semra Hanım arasındaki dostluğu pekiştirir.
Yıllar akıp gitmektedir.
Turgut Özal, 1959 yılında yedeksubay olarak askere gider. Askerliğini Ankara’da Ordonat Okulu’nda yapmaktadır. Ciddi, düzenli, disiplinli bir askerdir.
1960 yılında, onu çok sarsan ve üzen bir olay olur. 27 Mayıs sabahı askeri darbe gerçekleşmiş, Demokrat Parti iktidarı devrilmiştir. Bu olay ve özellikle Adnan Menderes’in başına gelenler, Özal’ı derinden yaralar.
DSİ Genel Müdürü Süleyman Demirel’ de, darbeden sonra görevinden ayrılır ve askere gider. Kader onları tekrar biraraya getirecektir. Özal, yedeksubay Ordonat Okulu’nda yedeksubay öğrenci Demirel’in komutanı [Devamını Oku] »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Turgut Bey Mutluluğu Yakalıyor

Özal, 1954 yılının mayıs ayında ikinci evliliğini Semra Hanım’la yapacaktır.

Nişantaşı Kız Lisesi mezunu olan Semra Yeyinmen, Ankara’ya gider ve EİEİ’de daktilo olarak çalışmaya başlar. Hareketli, neşeli, güzel bir kızdır. Üstelik mantık dokusu sağlam, oturup kalkmasını, sohbeti, konuşmayı bilen akıllı bir kız…

Semra Hanım’ı görür görmez çok beğenen Özal, onun ilgisini çekmek için çareler aramaya başlar. Sonrasını kendi ağzından dinleyelim :

“Sene 1954′dü. Ben, Amerika’dan yeni dönmüştüm. Tabii bekârız. Şöyle etrafıma bakarken, onu ilk görür görmez hemen dikkatimi çekti. Güzel, alımlı bir kızdı. Sonra ağır başlı, seviyeli olduğu da her halinden [Devamını Oku] »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

İki Ayrı İnsan, İki Ayrı Dünya

Her insanın olduğu gibi Turgut Özal’ın hayatında da hatalar ve pişmanlıklar yok mudur? Pişmanlık duyacağı ilk hatayı, Ayhan Hanım’la evlenerek yapar. Fakat bu hatanın sorumlusu Turgut Bey’den çok, annesi Hafize Hanım’dır.

Hafize Hanım, eli ekmek tutmaya başlayan Turgut Bey’i evlendirmeye karar verir. Oğlunun mürüvvetini görmek elbette hakkıdır.

Malatya’da belediye muhasebecisi olan Hacı Hasan Bey’in ufak tefek esmer kızı Ayhan İnal’ı gözüne kestirir. Annesinin hiçbir isteğini kırmayan Turgut Özal, buna da “peki” der. 1952 yılında evlenir ve Ankara’nın [Devamını Oku] »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Teknokrat ve Bürokrat Özal

Devlet Hizmetinde İlk Durak

Yıl 1950.

Türkiye’de gerçek bir halk ihtilali olmuş, tek partili rejim tarihe karışmıştır. Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü tarafından 1946 yılında kurulan Demokrat Parti, halkın büyük çoğunluğunun oyu ile iktidara gelmiştir. Artık söz milletindir.

Bütün yurtta demokrasi ve sevinç rüzgârları esmektedir. Bu sevinç rüzgârına katılanlardan biri de Turgut Özal’dır. Özal, kardeşleri Korkut ve Yusuf, kurulduğu günden itibaren Demokrat Parti’ye büyük sempati duyarlar. Bu dinsel duyguları güçlü, milliyetçi ve muhafazakâr, fakat bir o kadar da batılı modern düşünce [Devamını Oku] »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Sayfalar: 1 2 3 ileri >>